Yağ sizin dostunuzdur

Yağ sizin dostunuzdur
20 Şubat 2017 tarihinde eklendi, 109 kez okundu.

Gerçek şu ama, betimleme olarak yağ sizin için kötü değil. Aslında yağ sizin dostunuz. Bu bölümde bir adım daha ileri artan bir şekilde, vücudunuzda gerçekleşen yağ birikiminin, sağlıklı ve kalıcı ama­lo vermede yemeklerinizdeki yağın -içten yağın- önemini in­celemek açısından, gerçekten hayatınızı kurtardığınızı anlatmak istiyorum. Sağlığınızda bunun böylece çok faydasını göreceksiniz -daimi kilo saptamak bunlardan sadece biri. Hakiki şu ancak, kilonu­zu planlamak için en kayda değer yiyecek yağdır!

Bu bölümü okumak, yağlara en ince ayrıntısına kadar yeni bir pencere den bakmanızı sağlayacak. Yani: Kilonuzu denetlemek için yiyeceğiniz en kayda değer yiyecek yağdır. Düşük yağlı ya da yağsız diyetler sizi şişmanlatır. Yağ yemek yemek sizi şişmanlatmaz. Onun yerine, kiloları biriktiren asitli yiyecekleri yemek şişmanlatır. Çağrıda Bulunmak ancak fazla şişman olmanın çözümü yağ yemeyi kesmek de­ğil, asitli yiyecekleri kesmek – ve sağlıklı yağlar yemeye başla­maktır! Faydalı yağlardan oluşan bir düzen, cümbür cemaat için günlük öğünlerin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Bu birim, size ne­denleri ve nasıl olması gerektiği hakkında püf noktalan göste­recek (daha ayrıntılı detayları sonraki bölümlerde bulacaksı­nız).

Yağın faydaları
Dinç bir yetişkinin vücudunda %20 oranında yağ bulunur. Bu kayda değer bir orandır. Oksijen ve sudan sonra; sağlıklı, formda bir cisim için en kayda değer unsur yağdır. Hücreli zarlarının önemli bir öğesi olan yağ, sağlıklı hücresel üretimi için gereklidir. Hormon üretimi ve eklem hareketleri için de fazla önemlidir. Organlarını­zı yalıtıp sıcacık bir etraf sağlamanın yanında, maddi darbelere karşı da koruyucudur. Yağ, kanın dolaşım sistemi boyunca ra­hatça dolaşmasını sağlar. Böylece fazla kayda değer vitamin yağda çözüle­haberdar olan vitaminlerdir, yani sadece yağ olduğu zaman gövde tara­fından kullanılabilir. Kısacası, vücudunuz iyi bir yağ tedariki ol­madan akıcı bir şekilde fonksiyonlarını yerine getiremez.

Yağın, ideal kilonuza ulaşmanızda ve onu korumanızda iki manâlı fonksiyonu vardır. Birincisinden, daha önce de bahset­miştim; vücut, yağı asitleri sarmak veya nötrlemek için kulla­nır. Vücudunuzun kanı ve hücresel dışı sıvıları ideal pH 7.365 se­viyesinde tutması için yağa ihtiyacı vardır. Vücudunuza dürüst miktarlarda içten yağ ihtiyacı karşılamak, yağın pozitif asitleri bağla­masını ve vücuttan atmasını sağlayacaktır. (Buna rağmen, çok artı asit yağın depolanmasına yol açar.)

Yağın asitleri nötrleştirmesinin bir yolu kolesterol yarat­maktır. Asitler vücutta biriktikçe, karaciğere, yağı kolesterol yapmada kullanması için sinyal gönderirler. Karaciğer (koles­terolümüzün %80′inden sorumludur; yiyeceklerimizden aldı­ğımız yalnızca %20 oranındadır) bilhassa “kötü” olarak nitelen­dirilen LDL kolesterol yaratır çünkü bu kolesterol arterlerin iç kısmında bir plak oluşturur ve belirlenmiş bir süre sonra da kan dola­şımına engel olur. Ama gene de plak, asitlerin tahrip edici etki­sinden damarları korumaktadır. Bu kolesterol olmadan, asitler dolaşım sistemindeki arterlerde delikler açabilir ve sonunda kan kaybından ölebilirsiniz. Ve bu durumda kolesterol de sizin için bir dosttur. Lakin önünde sonunda, pozitif plak oluşumu içerden ve dışardan çok artı tehlikeli olur ve kolesterolün kö­tü ününü destekler duruma kazanç: Yüksek yürek spazmı ve kalp krizi riski. gerçi, hakiki problem kolesterol yok asittir! Asit­lerden kurtulduğunuzda, kolesterol veya plak hakkında endi­şelenmenize lüzum olmaz. Ve yağ oranı düşük diyetler hakkın­daki en büyük tartışma (kolesterol kontrolü) karşımıza çıkar!

Yağ yemek ve kilo atamak hakkındaki ikinci anahtar nokta yağı yakacak olarak kullanmaktır. Pek fazla insan vücudu yakacak ola­rak şeker (karbonhidrat) kullanır. pH Mucizesi programının amaçlarından bir tanesi vücudunuza yağı yakıt olarak kullan­masını öğretmektir. Yağ, şeker veya proteinden altı kat daha pozitif enerji yaratırken süreç baştan başa daha eksik enerji kullanır. Keza, yağ yakma daha eksik miktarda asit artığı ürünle sonuçla­nır. Vücuttaki asit kaynaklarının en büyük sebeplerinden biri metabolizmadır; bu nedenle, bu şekilde üretilen asit miktarını kesmek gövde pH dengenizi ve kilo dengenizi elde etmeye dek gider.

Neden düşük yağ işe yaramıyor ve nasıl zarar veriyor?
Uzun süredir, yemeklerimizden yağlan kesmemiz önerildi bize. Bu akılcı da görünüyor. Yağ yemek yemek sizi yağlı yapar ve bu böyle sürüp gider. Eğer yağlı edinmek istemiyorsanız, yağ ye­meyi kesin. Ama birinci problem şu: işe yaramıyor. Ve natürel ikincisi: Bu fiilen dürüst yok.

Yemeklerimizden yağları kesmeye ve dolayısıyla vücudu­muzdaki yağlardan kurtulmaya yüklendiğimiz için, gitgide da­ha da şişmanladık, ayrıca de alarm verici düzeyde. Gerçekte, yağ alımımızı azaltmayı da tam anlamıyla başaramadık; 1980-1991 yılları arasında bu tedarik değişmez kaldı, birey başı günlük takriben 81 gram. Ama kestiğimiz yağı (kestiğimizi düşündüğümüz ya­ğı), yediğimiz hayvansal proteinleri ve karbonhidratları artıra­rak telafi ettik. Yapabildiğimiz tek şey, yağdan aldığımız kalori yüzdesini ağır ağır eksilmek oldu – fakat yalnızca her gün ye­diğimiz kalori miktarı arttığı için! Ve yüklendiğimiz tüm o şe­kerli gıdalar asitliydi.

Yağ alımını hakiki anlamda azaltan bir insan bile kilo ver­meyi bekleyemez. Mayo Klinik ’te yapılan altı haftalık bir çalış­mada, aşırı kilolu bir bayan, iki hafta baştan başa kalorinin %45′ini yağdan aldığı bir perhiz uygulamış ve sonradan da bir ay bo­yunca benzer miktarda kalori aldığı (genel olarak ilave karbonhid­ratlı) düşük yağlı bir diyete geçmiştir. Araştırmacılar metabolik oranda bir değişiklik saptama etmemişlerdir. Mayo ekibine göre: “Dört haftalık düşük yağlı diyetin HİÇBİR etkisi olmamıştır.”

Ayrıca, yediklerinizdeki eksik yağ miktarı, birçok farklı sağlık durumu problemlerine de niçin olabilir. Her şeyden önce, asit­ler bağırsak veya idrar sistemi yerine “üçüncü böbrek” diyebi­leceğimiz cilt tarafından da atılabildiğinden, cildiniz etkilene­bilir. Asitler cilt aracılığıyla atıldıkça, benekli kuru bir cildiniz olabi­lir, isilik meydana gelebilir ve ağız kenarında çatlaklar oluşabilir. Yeterli yağ olmadığında, saçlarınız sertleşir, tırnaklarınız güçsüzleşir. Daha da önemlisi, nöro-ileticiler yeterli oranda yağ asidi olmadığında gerektiği gibi çalışamazlar ve potansiyel olarak asap fonksiyonlarınızı etkilerler. Yağ oranı düşük diyet­lerin, depresyon, keyifsizlik ve kalp hastalıklarıyla ilgisi vardır. Gözenekli Olan zarları için zorunlu yağ olmadan, kuvvetsiz bir vücudunuz ve zayıf kan hücreleriniz olur ve bu koşul kansızlık, dolaşım bozukluğu, yersiz pıhtılaşma ve yüksek tansiyona niçin olabi­lir. Sağlıklı gözenekli olan zarları olmadan, vücudunuzda önemli rahatsızlık­lara ve rahatsızlıklara niçin olabilecek hücreli bozulmaların yüksek riski oluşur. Kısaca, yağ önemlidir ve onu kısıtlamak veya yok etmek ciddi, yıkıcı sonuçlar için zemin hazırlar.
YAĞIN EKSİKLİKLERİ
Şimdiye kadar, Amerikalıların yemeklerde fazla miktarda yağ alma konusunda bilirkişi olduklarını cümbür cemaat bilirken, neden ya­ğın faydalarının propagandasını yaptığımı merak ediyor olabi­lirsiniz. Ve dış görünürde, bu dürüst: Amerikalılar şimdilerde kalorinin %30′unu yağlardan alıyor – 1955′deri beri %40′lık bir düşüş ve bu, devlete ait beslenme önerilerine uygun.

Lakin bunların böylece çoğu yanlış çeşit yağ – hidrojene ve trans yağlar. bununla beraber, bu programın kalorilerin %40′ının yağlardan alınması gerektiğini önermesi, uzun süredir düşük yağlı veya yağsız diyetleri uygulamış öyle fazla insanı şaşırtabilir.
Gövde hakkında yapılan o kadar çok çalışmanın sonucu olan or­tak manzara, yüksek yağlı diyetler ile kalp krizi riskinde yükselme, felç, diyabet, kanser ve natürel ama aşırı kilo ve obezite arasında ilişki ol­duğudur. Tipik yağlı Amerikan diyetine baktığımızda, yağın si­zin için fena olduğuna nasıl karar verildiğini bakmak çok basit.

Fakat hakiki sorun göz ardı ediliyor: Sizin için fena olan ya­ğın kendisi değil tipik Amerikan diyeti (gıda uzmanları buna standart Amerikan diyeti diyor). Benim ülkemdeki insanların büyük bir çoğunluğunun aldığı yağ, asidik, atardamar tıkayıcı hidrojene ve trans yağlardan oluşuyor. Sorun olan yağ sağlıklı seçeneklerden geldiğinde, resim ciddi bir şekilde değişiyor. Ve daha pozitif yağ yiyerek kilo vermeye çalışmak, tıpkı daha eksik yağ yiyerek kilo vermeye çalışmakta olduğu gibi, reel suçlular olan asidik gıda ve içecekleri azaltmadığınızda ya da değil et­mediğinizde, başarısızlığa mahkûmdur.

Yağın dört çeşidi
Kilo devretmek için yağ yemede kilit nokta, farklı yağ çeşitlerini anlamaktır: dolu, trans, tekli doğmamış ve çoklu doymamış. Herhangi bir yağda, tüm bu yağların bir karışımı bulunur ve hangisinin daha baskın olduğuna bakılarak sınıflandırılır. Tarafından­ceğiniz gibi, bu yağlar etkileri bakımından vücudunuzda büyük değişikliklere yol açar. Ama temelde tüm bu yağlar aynıdır. Bir yağ molekülü öteki karbon atomlarına yan atomlardan oluşur; zincirdeki karbon atomlarının sayısı, kayıtlı yağlarda değişir. Yağlar, bu karbon atomlarının tabi olduğu hidrojen atomu çifti sayısına kadar gruplara ayrılır. Eğer her karbon iki hidrojene bono­lıysa, netice dolu yağdır (yani hidrojene doymuştur). Eğer sa­dece bir karbon hidrojen çiftine bağlıysa bu, tekli doymamış yağları oluşturur; bir çift hidrojen çiftinden pozitif kayıp, çoklu doymamış yağ ile sonuçlanır. Trans yağlar, temelde yapay olarak süper batmış ve karoser tarafından kullanılmayan yağlardır.

Hatırlayacağınız gibi, bir madde ne değin hidrojene doymuş olursa, fazla yükü daha artı olur ve daha asidiktir. Alkalin vü­cut -ve ideal kilo- maceranızda, içinde yağların da olduğu nega­tif yüklü yiyecekler tüketmeniz gerekmektedir. Hem, başlan­gıçta yağ ne değin batmış olursa, asitleri bağlama kapasitesi de böylece eksik olur – otobüste daha eksik yer kalır. Doymuş yağlar, vü­cudun enerji için doğal olarak meydana gelen enerji formlannı kullanabilmesine karşın, asit tamponları olarak kullanılmaz.

Batmış Yağ
Hayvansal kaynaklardan-süt, et, kümes ürünleri, yumurta-gelen o kadar fazla yağ doymuştur. Birkaç nebati yağ da, özellikle hindistancevizi, hurma, safran çiçeği yağı, doymuş yağ bakı­mından zengindir. Batmış yağların bir özelliği, oda ısısında katı olmasıdır. Batmış yağlar vücudunuza yakıt sağlar fakat asitleri tamponlayamaz.

Amerikalıların çoğu, yedikleri hayvansal gıdalar nedeniyle çok miktarda doymuş yağ almaktadır. Bunun yanı sıra, vücut kendi doymuş yağlarını da yapabilir. Vücudunuz zorunlu koles­terolü üretebilmek için bir miktar doymuş yağa lüzum duyar. Cildinizin altındaki yağ tabakası izolasyon sağlar ve az kalsın ta­mamen dolu yağdan oluşmuştur. Fakat kan damarlarının içinde bu şekilde oluşmuş plak tabakası da sonunda kan akışı­nı engelleyebilir.

1950′lerde, araştırmacılar batmış yağın kötü ününü dürüst­ladı; bugüne kadar doymuş yağ genelde kilo alma, damar tıka­nıklığı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları ve spazmla ilişkilendirilmiştir. Lakin sizin için sahiden sağlığa zararlı olan şey, dolu yağlar yok – fena olan bu yağların işlenmesi, pişirilmesi ve metabolizmadır. Fiilen, bazı dolu yağlar bu sorunları engelleyebilir ve dinç elde etmek için de gereklidir.

On iki çeşitlilik batmış yağ vardır, bunlardan öyle birçok, uzun karbon zincirleri (takriben 20 atom) nedeniyle uzun zincirli yağ asitleri olarak bilinir. Etteki dolu yağlar uzun bir zincirdir ve ısıtılmadıkça kolay kırılmazlar, böylece vücut onları yakıt olarak kullanamaz. Ve uzun zincirli batmış yağlar kırılacak ka­bakımlı ısıtıldığında, ya işlem sonucu ya da pişirmeyle, trans yağlar meydana kazanç (tehlikeleri birazdan açıklanacak).

Nebati kaynaklı batmış yağlar daha iyidir. Hindistancevi­zi ve hurmadaki batmış yağlar orta ya da ara sıra de kısa zincir­li yağlardır, beden ısısında kırılabilir ve böylece enerji olarak kullanılabilirler (hindistancevizindeki batmış yağlar, gezegendeki en mükemmel gıda olan anne sütündeki yağlara fazla yakındır!). Hindistancevizi yağını soğuk preslenmiş olarak al­malısınız çünkü ısıya maruz kaldıklarında trans yağlar meyda­na gelir. Teorik olarak aynı durum hurma yağı için de geçerli ama soğuk preslenmiş hurma yağı alabileceğiniz bir yer bil­miyorum. Bilhassa bu bölümün sonlarına içten hindistance­vizi yağının faydaları hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz.

Batmış yağlar, hidrojene veya trans yağ olmadıkları sürece toplam yağ alımınızın üçte biri ya da yarısı olabilir.

Trans yağlar
Trans yağlar, hidrojenasyon denilen bir süreçle, nebati yağları sıvı veya katı yağlara (mesela mısıryağı margarini) dö­nüştürmek için hidrojen ekleme sonucu oluşur. Bu işlem po­tansiyel olarak iyi çoklu doymamış yağ meydana getirir ve yağı protonla doldurur, yalnızca sağlıksız pozitif yükle yüklemekle kalmaz, asitleri tamponlamada işe yaramaz ışık halkası getirir. Daha­sı, trans yağları metabolizmik yakıt olarak kullanılamaz hale getiren, yağın karbon zincirinde oluşan ve çapraz temas de­nen yapı bir değişim meydana kazanç. Trans yağlar, önemli yağlı asitlerin faydalarının kullanılmasına da karışabilir (azıcık­dan bu konuya değineceğiz). Çoklu ve tekli doymamış yağları 47 derece veya daha pozitif sıcaklıkta ısıtarak da elde edebilirsi­niz. Soğuk preslenmemiş her yağda trans yağ oluşumu hakiki­leşir.

Trans yağlar kolesterolü artırır, dolaşım bozukluğuna yol açar ve öyle çok önemli hastalığa ve yaşlılıkla ilgili rahatsızlıklara neden olur. Trans yağlar resmen trans-yağlı asitler olarak bilinir ve bu da yemeklerinizde bunlara neden yer vermemeniz gerektiği konusunda size bir anahtar sözcük verecektir.

Faydalı ayla getirilmemişse, trans yağlar iyice kaçın­manız gereken yağ çeşididir. pH Mucizesi programını uygula­yarak, hiçbir doğal yiyeceğinizde ve bu kitapta önerilen yiyeçeklerde trans yağ yemeyeceksiniz. Trans yağlar bitmiş yi­yeceklerin etkin maddesidir, raf yiyeceklerinin ömrünü uzat­mak ve yiyecekleri uzun süreli yapay olarak “taze” yetişmek için kullanılır. Ulusal Bilimler Akademisi, 2003 yılında yayınlama­ladığı trans yağlarının zararlı etkileri hakkındaki yazıda onla­rı dolu yağlardan daha güvenli olmayan gösterdikten sonra, bazı ürünlerin etiketlerinde trans yağ miktarı yazılmaya başladı. FDA (Gıda ve hap Yönetimi), 2003 yılında gıda üreticile­rinin beslenme etiketlerinde trans yağ miktarını yazmaları kuralı­nı koydu lakin bu kaide 2006 yılına kadar uygulanmayacak. Daha keskin data erişimi için beklerken, içindekiler listesin­de “kısmen hidrojene” ya da “azaltılmış sebze” yazar her şey­den kaçınarak trans yağları denetim altına alabilirsiniz. Bu du­rum biraz titizlik gerektiriyor: Harvard Insanlar Sağlığı Oku-lu ’nda görevli olan bilim adamları her sene gerçekleşen 30.000 prematüre ölümün trans yağlı asitlerle ilgili olabileceğini tah­min etmektedir.

Tekli doymamış yağ
Tekli doymamış yağların mükemmel özelliklerinden bir ta­nesi (metabolizmanıza yakıt sağlamak ve vücudu asitlerden te­mizlemenin yanı sıra) son derece değişmez olmalarıdır. Çoklu doy­mamış yağların tersine, 47 derecenin üzerindeki ısılarda bile trans yağlara dönüşmeden kalabilirler. Bu da yemek yemek pişirmek için en iyi seçenek olduğunu gösterir.
Tekli doymamış yağlar, buzdolabında katılaşsa bile genel­likle sıvı haldedir. Zeytin ve avokado yağları tekli doymamış yağdır. Kanola ve yerfıstığı yağı tekrar tekrar tekli doymamış yağ olarak gösterilir ancak defalarca ısıtılarak işlenir ve trans yağ oluş­tuğundan iyi bir tercih değildir. Sizin “Soğuk-Preslenmiş” yağ­ları kullanmanız gerekir; etiketleri teftiş edin.

Çoklu doymamış yağ
Elektron zengini çoklu doymamış yağlar, diğer her türlü yağdan daha etkin bir şekilde asit fazlasını tutabilirler ve vücu­dun enerji yaratması için kullanabileceği en iyi yakıttır. Bu yağ­lar, vücudunuzdaki asitleri tamponladıkları için kolesterolü­nüzü düşürürler böylece daha az kolesterol meydana gelir ve kalp krizi, felç ve şeker hastalığı riski ile birlikte obezite riski de azalır. Ayrıca, hücre duvarı zarı oluşumunda önemli yağlar genel ola­rak çoklu doymamış yağdır. Eğer gerekliyse, cisim doymuş yağları bu gaye için kullanır, fakat bu zarlar adi olarak fonksiyonlarını yerine getiremez ve uzun vadede ciddi afiyet problemlerine niçin olur.

İki veya daha pozitif çift hidrojen kaybeden çoklu doymamış yağlar genellikle bitkisel yağlarda bulunur ve oda sıcaklığında istikrarsız halde kalır.

Çoklu doymamış yağlar kalori alımınızın %20-40′ını oluştur­malıdır; bu, pek çok insan için günde en az 60 gram demektir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git