Yaşamınız için dürüst yiyin

Yaşamınız için dürüst yiyin
14 Şubat 2017 tarihinde eklendi, 123 kez okundu.

Şimdiye kadar seçimlerimiz böylece da iyi değildi. Her şey­den önce, bu seçimler bizi son derece şişmanlattı ve öyle çoğu ölümcül elde etmek üzere, geniş çaplı afiyet problemi risklerini ar­tırdı. Öteki bir açıdan, Amerikan besin tarzının kapsadığı beslenme değerleri kısıtlıdır; eksiklik sendromlarından kaçınmak için yeteri miktarda yesek bile, o kadar fazla kronik hastalığa karşısında riski eksilmek için gerekli olan pek çok kayda değer besinden eksik miktarda alabiliriz. Bir Takım durumlarda yardım almak vücudunuzun bütün olarak duyduğu ihtiyacı karşılamaya yetse bile, en iyi savunma doğru yemektir. Vücutla ve birbiriy­le çok karışık yollarla etkileşime giren yiyeceklerdeki biyolo­jik ve aktif bileşenlerin sayısı, yardım alımının iyi yiyeceğin ye­rini tutamayacağı anlamına kazanç.

Bu kitaptaki yeme programı bizi bir kere daha içten yola yönlendiriyor; böylece ince, kuvvetli ve sağlıklı vücutların keyfini çıkarabiliriz. Bu bölüm kalıcı kilo atamak için en iyi di­yeti anlatıyor (düşük protein, düşük karbonhidrat, bol (kaliteli) yağ ve bol bol sebze). Size, tüketmeniz gereken açıklanmış bazik yiyecek ve içecekleri ve kaçınmanız gereken asidik yiyecekleri gösteriyor; pH dengesi ayarlanmış bir şekilde beslenmek için “sağlık durumu evi” planını sunuyor.

Genel anlamda, karbonhidrat ve protein bakımından ol­dukça düşük, iyi ve dinç yağlar bakımından varlıklı ve fazla geniş bir çeşitlilikle yeşil sebzelere odaklanmış bu diyetle zayıf­layacak ve cılız kalacaksınız. Bütün, doğal, işlenmemiş organik yiyecekler yemelisiniz, işlenmiş yiyecekler, fast food, konserve yiyecekler, kızartılmış ve dondurulmuş gıdalarda olduğu gibi, son derece asitlidir. Sahiden canlı yapabilmek için yiyecekleri­niz mümkün olduğunca pak olmalıdır.

Fast food: Sizi seri bir şekilde şişmanlatır
Film yapımcısı Morgan Spurlock, otuz gün her tarafında McDonald ’s ’tan aldığı yiyecekler açık havada hiçbir şey yemediği Süper Size Me (Şişir Beni) adlı filmiyle 2004 Sundance Film Festivali ’nde izleyicileri dehşete düşürdü. 12 kilo aldı, kolest-rolü yükseldi ve karaciğeri fonksiyonlarını gerçekleştiremez ülkü geldi. Ama fiilen Bay Spürlock ’un bize bunları söyle­mesine ihtiyacımız yoktu yok mi? Amerikan obezite dalgası­nın fast foodlarla doğrudan doğruya ilgili olduğunu zaten biliyoruz.

Bay Spurlock ’un filminin gösterime girmesinden^ kısa bir vakit sonra McDonald ’s sene sonunda büyük doruk kızart­maların ve içeceklerin boyutunun küçültüleceğim açıkladı. Fakat bir lahza için bile olsa, porsiyonları azaltmanın Amerika­lıların bellerini incelteceğine inanmadım. Eskisinden daha eksik yiyebilirsiniz lakin yine de yediğiniz asidik olacaktır. Eğer proton zengini asidik yiyecekler yersek, asla tatmin olamayız çünkü vücuda doğrusu ihtiyacı olanı veremeyiz ve yememiz gerekenden beş kat daha artı yemeye devam ederiz. Vücudun doğrusu ihtiyacı olan ve vücudu hoşnutluk edecek tek şey elektron zengini bazik yiyeceklerdir.

Taze (ham) yiyecekler elektron zenginidir; sizi sağlıklı ve ideal kilonuzda tutacak ve vücudunuzu bazik yapacaktır.

Enerji bankanızdaki hesabınız
Vücudunuzu bir banka hesabı gibi düşünün. Elektron zen­gini alkalik yiyecekler yediğinizde hesabınıza para yatırmış ve sağlığınıza, formunuza, enerjinize, canlılığınıza ve kilonuza ya­tırım yapmış olursunuz. Ve protona batmış asidik gıda ye­diğinizde ise, hesabınızdan enerji çekersiniz. Fazla temel bir se­viyede, eğer bu çekme işlemleri için hesabınız yeterli değilse başınız dertte! Eğer fazla artı çekerseniz, vücudunuz olumlu dengeyi (pH dengesini) devam etmek için mücadele tüketmek zorun­da kalır. Hesabınızdaki tüm elektronlar tükendiğinde ise ölürsünüz! Dengeyi gözetmek ve böylece hayatınıza devam edecek enerjinizin olması için, hem çekimlerinize sınır atama­lı keza de bolca para yatırmalısınız (yeşil yiyecekler, ye­şillik içecekleri ve iyi yağ şeklinde). Hesabınızdaki elektronlar tükendiğinde olacakları anlatacağız lakin önce, konu para ya­tırmaya gelince olacaklardan başlayacağız.

Alkalik yiyecekler
Bu planın temelinde elektron zengini yeşil gıda ve içe­cekler var ve onları bağımsızlık bir şekilde tüketebilirsiniz. Bu size se­çim gerçekleştirmek için fazla varlıklı bir kaynak sunuyor; bu bölümün sonuna içten, bu yiyeceklerin daha anlaşılır bir listesini bula­caksınız. Hemen size bunlardan en önemlilerini ayrıntılı bir şe­kilde tanıtacağım.

Nebati yağlı asitler
Avokado, tekli doymamış yağlar (%80), protein (%10-15) ve bir dizi mikro-besin bakımından bir kaynaktır. İçin­de nişasta yoktur ve şeker oranı fazla düşüktür (%2). Avokadoda, kırmızı kan hücresi üretimine yardım eden demir ve bakırın ya­nı sıra on dört mineral vardır. Diğer böylece çok sebze ve meyveden daha pozitif sayıda beslenme içerdiğinden, besleyicilik bakımından zengindir. Avokadoda muzdan daha çok potasyum vardır ve muzun tersine şeker oranı fazla düşüktür. Kolesterol emilimini azaltarak kolesterol seviyesini düşürmeyi karşılayan phytokimya-sal phtosterol bakımından varlıklı bir kaynaktır, asit olmayan özelliği olan glutathione içerir. Avokado, bununla beraber kanser ve göz hastalıklarına aleyhinde koruma karşılayan en varlıklı lütein* kaynakla­rından biridir. UCLA ’da yapılan çalışmalar, avokadoda önce­den düşünülenden iki kat fazla E vitamini olduğunu göstermiş­tir ve bu sonuç avokadoyu asit tamponlama bakımından en güç­lü ve en zengin meyve yapmıştır. Günde en az bir tane yemenizi öneririm (daha fazlasında muhakkak SORUN DEĞIL – ve eğer önemli hastalıklarınız varsa 3 ile 5 arasında bile yiyebilirsiniz).

Hindistancevizi, bilhassa de çiğ hindistancevizi ve hindis­tancevizi sütü, iyi dolu yağ bakımından öteki bir kaynaktır. Hindistancevizinin %70′i yağdır ve bu miktarın %90′ı doymuş yağ, geriye doğru kalan %10′luk kısmı da tekli doymamıştır. Bu batmış yağlar Hindistancevizinin ününü son zamanlarda lekeledi. Ama hakiki şu ki, doğal hindistancevizi ve soğuk pres­lenmiş hindistancevizi yağları sizin için yardımcı. Hindistancevi­zi yalnızca ısıtıldığında, işlendiğinde ve hidrojene olduğunda bu doymuş yağlar trans yağlara dönüşür ve sizin için zararlı olan da budur. (bu nedenle, yiyeceklerinizi önce buharda pişirin ve hindistancevizi yağı da dahil, yağlarınızı ısıya maruz vazgeçme­dan ekleyin.) Doğal hindistancevizindeki iyi yağlar, iddiaların aksine, kolesterolün düşmesine ve damar sertliğinin önlenmesi­ne destek eder. Hindistancevizinin %15′i tam proteindir.

Incelemeler, hindistancevizi yemenin yüksek kolestrol ve yürek krizine bağlı vefat riskinin artmasına neden olmadığını göstermiştir. Yüksek miktarda hindistancevizi yağı tüketimi olan adalılarda hiçbir zararlı etki görülmemiştir ama Yeni Ze­landa ’ya göç eden gruplar, yiyeceklerinde daha eksik hindistance­vizi yağı kullandıklarından, iyi kolesterol seviyeleri düşerken kötü kolesterollerinde çoğalma meydana gelmiştir. Tatlandırılmamış hindistancevizi sütü ya da hindistancevizi yağı standart Amerikan yiyeceklerine eklendiğinde kolesterol seviyesinde bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Safran yağı bakımından zen­gin yiyeceklerle beslenen farelerde, hindistancevizi yağı ile beslenen farelere oranla altı kat daha artı kolesterol vardır.

Meyvenin beyaz etli kısmının sıvılaşmasıyla oluşan hindis­tancevizi sütü, pH, yağ ve besin içeriği bakımından anne sütü­ne fazla yakındır. bir fosfor, kalsiyum ve demir kay­nağıdır. Çok pozitif şeker içermemesine karşın doğal bir tatlılı­ğı vardır. katkı ve koruyucu eklenmemiş, doğal, tat­landırılmamış hindistancevizi sütü almaya uyarı etmelisiniz.

Cevizin ortasındaki boşluktan çıkarılan hindistancevizi su­yu insan kanıyla aynı pH seviyesine sahiptir ve moleküler inşa­sı bakımından da insan kanına benzerdir, ikinci Dünya Savaşı sırasında, kan bulunamadığı zamanlarda kan plazması yerine kullanılmıştır.

Salata soslarınıza hindistancevizi suyu veya sütü ekleyin ve hindistancevizinin bambaşka kullanımları için tariflerin olduğu bö­lüme bakın. Hindistancevizi yağı alırken soğuk preslenmiş ol­duğundan kesin olun.

Taze balık, protein ve öyle fazla mikro-besinin yanı sıra, Omega-3 bakımından da zengindir. Tüm hayvansal protein­ler gibi, sindirildiği vakit asit formu üretmez ve lif içermez, böylece her gün yiyemezsiniz. Ama içeriğindeki iyi yağların faydaları onu gerçekte önemli bir yiyecek haline getirir. Ta­mamen taze olduğuna belirli olmalısınız: yeni yakalanmış ol­malı ve “balık gibi” kokmamalıdır. Ve kirlenmemiş denizlerden yakalanmış olmalıdır. Somon, alabalık, ton, astarlı levrek ve levrek sizin için en iyileridir.

Tohum yağları, mesela keten, hodan, kenevir ve melekotu, çoklu doymamış yağ içeriği bakımından yüksektir. Isı, gıda değerlerini bozduğu için, soğuk preslenmiş olarak aldığınıza emin olun.

Yeşil sebzeler
Sebzeler vücudun ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü karşısında­lar: vitaminler, mineraller, lif ve hatta protein ve yağ gibi mak-ro-besinleri içerir. Daha eksik bilinen bileşenlerinden bazıları da afiyet için çok önemlidir.
* Klorofil, yeşil bitkilere rengini veren maddedir, vücut için­de oksijenin dağıtılmasına destek eder. Klorofile bitkile­rin kanı diyorum, çünkü klorofil keza kimyasal bileşenler açısından ayrıca de moleküler inşa bakımından insan kanı­na çok benzemektedir. Moleküllerinde sadece bir merke­zi atom farklıdır. Özellikle yapraklı yeşil sebzeler klorofil bakımından fazla zengindir.
* Enzimler, vücudun kimyasal aktiviteler için kullandığı maddedir. her biri kendi fonksiyonu ve özelliğine sahip olan binlerce enzim vardır ve çeşitli sebzelerden yemek vücuda dağıtılmış enzimleri sağlar. Enzimler aynı zamanda sindirime de yardımcıdır. Isı enzimleri bozduğundan, sebzeleri olabildiğince ham olarak yemek yemek fazla önemlidir. Sebzeleri ne kadar az sürede pişirirseniz böylece iyidir.
* Pitobesinler, bir takım bitkilere sarı, turuncu ve kırmızı rengini ve­ren maddedir. Asitlerin nötrlenmesine takviye eder ve anti-oksidan görevi görür. Diğer o kadar fazla yardımcı faktörünün ya­nında kromun enerji için şekeri bağlamasına yardım eder.

Salatalık, kereviz, yeşillik gibi burada bahsedilen sebzeler­den birini seçerseniz yanlış yapmış olmazsınız; bunlardan öyle çoğu bölümün sonundaki listede uzun uzadıya veriliyor. Sizi bekleyen faydalardan birkaçını misal devretmek istiyorum.

Brokoli, şahane bir C vitamini kaynağıdır, 400 gramı size günlük ihtiyacınızın adeta tamamını sağlar. Folate*, A vi­tamini, demir, potasyum, B6 vitamini, magnezyum, B2 vitamini içerir ve bunların hepsine vücudun ihtiyacı vardır. Brokoli çok varlıklı bir lif kaynağıdır ve kan şekeri seviyesinin denge­lenmesine, kolestrolün düşmesine destek eder, sindirimi ko­laylaştırır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kiloyu kontrol eder. Tüm yeşil ve sarı sebzeler gibi, brokolinin DE 7.5 ile 8 aralarında bir pH seviyesi vardır.

Ispanak, size de en düşük Temel Reis ’e yardımcı olduğu dek faydalıdır. A vitamini, folate, demir, magnezyum, kalsiyum, C vitamini, B2 vitamini, potasyum ve B6 vitamini bakımından zengindir. Fazla zengin bir lif kaynağıdır ve kan şekeri seviyesi­nin kontrolüne yardım eder. Ispanak bununla birlikte tansiyo­nun ve kolesterolün düşmesine takviye eder, sindirimi kolay­laştırır, bağışıklık sistemini artırır ve kilo vermeye tezgâhtar olur. 7.5 – 8 aralarında bir pH seviyesi vardır.

Sebzelerinizi daima taze ve eğer mümkünse organik alın. Tercihen ham olarak yiyin ve pişirdiğiniz zaman da olabildiğin­ce kısa sürede ve 47 dereceyi aşmayacak ısıda pişirin (enzimler ama bu sıcaklığa dek dayanabilir).

Brüksellahanası, defalarca yeşil olmaz lakin gene de yiye­bileceğiniz en iyi yiyecekler arasındadır. Vitamin, mineral ve tam proteinle doludur (ve kolayca sindirilebilir); enzim, nükle-ik asit ve B12 bakımından zengindir, somurtkan takdirde vejetaryen menülerinde rastlanması baskı olurdu. Tohumları, lahanaya dö­nüştükçe daha da alkalik olur. Ve büyüdükçe besin bakımın­dan bir patlama gerçekleşir, mesela folik asit %600, B12 ise %1300 oranında artar!

Bilinen yonca ve fasulye filizlerinin ötesine geçin ve yemek yemek­lerinize filizli mercimek, brokoli, nohut, susam tohumu, ayçe-kirdeği, esmer buğday, soya ve benzeri öğünlerinize dahil edin. Fasulye, çekirdek ya da tohumları kendiniz yetiştirmeyi de de­neyebilirsiniz.

Açık Havada yemek
Bu programı gittiğiniz yeniden uygulayabilirsiniz. Son zamanlarda baştan, fast food restoranlarında bile salata bulabilmeniz olası. Daha iyi mekânlarda, başlangıç­lardan %20-30 kadar alın ve yanına büyük bir tabak salata isteyin. Ne istediğinizi iyice belirtin; o kadar çok lokanta size bir tabak buharda pişmiş sebze sağlayabilir ya da başka bir seçimdeki bir malzemeyi çıkarabilir, işleri kolaylaştır­mak için “alerjik” olduğunuzu söyleyin (Mantarlara karşı alerjim var, lütfen yağda kızartmayın” gibi).

Eğer uçak yolculuğu yapacaksanız, tam bir vejetaryen öğünü sipariş edin, mutlaka yiyebileceğiniz bir şeyler ola­caktır (ve yanınızda büyük bir şişe yeşillik içeceği bulundu­run, uçmak vücudu fazla susamış bırakır!).

Çoğunlukla, yanınızda atıştırmak için bir şey mutlaka bulundurun. Bu sizin kurtlar gibi acıkmanızı önler ve fazla aç olmasanız kaçınabileceğiniz asidik yiyeceklerden uzak miktar; böylece alkalik bir alternatifi hazırda bulundur­manız iyi olur.

Öteki bazik yiyecekler
Bu bölümün sonlarına doğru yer alan uzun listeden de gö­receğiniz gibi, seçebileceğiniz binlerce bazik yiyecek var ama fiilen olan birkaç tanesinden daha bahsetmek isti­açıklama (keza faydalan ayrıca de kullanım kolaylığı için):
Limon, mermer limonu ve greyfurtta şeker oranı çok düşük­nesil (sırayla %3, %3 ve %5). Kimyasal olarak asitli olmalarına karşın metabolizmada kullanıldıklarında alkalize etkileri var­dır. Vücudunuzun alıngan pH dengesini korumaya asistan ol­ması için gün içinde suyunuza birazcık sıkabilirsiniz.

Domatesin şeker oranı fazla düşüktür (%3) ve yendiği vakit son derece alkalize etki gösterir. Ancak pişirildikleri zaman me­tabolizmada hafif asidik formlar meydana getirir. Domates, kır­mızı rengini aldığı likopen maddesinin yanı sıra, vitamin bakı­mından da çok zengindir. Likopen karoser içinde üretilmez, böylece vücudun ihtiyacı vardır; prostat kanserini önlemesi ba­kımından önemlidir, bununla birlikte da asit tamponlayıcısıdır.

Yerinde hububatlar buharda pişirilmiş ve filizlenmiş olanlar­dır. Çiğ karabuğday bu gruba örnektir. Protein bakımından zen­gindir ve yeşil sebze ve iyi yağ öğünleri için çok iyi tamamlayıcıdır.

Tuzlu da, bu programda yağın önerilmesi gibi, sizi fazla şaşırta­bilir. Fakat kristalize yapısındaki sodyum, sizi alkalik tutacak temel bir elementtir. Gövde hücrelerinizin tuzlu suyla yıkanma­ya ihtiyacı vardır. Dinç kan tuzludur -adeta okyanus su­yu değin tuzlu- ve içindeki alkalik tuz kandaki asitleri nötrle-mek için kullanılır. Tuzlu, metabolizmanızı süratli yetişmek için önemlidir. Metabolizma, elektron zengini bazik suyun bir hücreden diğerine geçerken enerji üretimine denir ve hücreler­deki tuz yoğunluğu kadar yönetilen bir süreçtir. Su, ceset pH dengesini yakalamaya çalıştığı için, tekrar tekrar düşük tuz yoğun­luğu olan bir hücreden (enerji potansiyeli) daha yüksek tuzlu yo­ğunluğu (enerji potansiyeli) olan hücreye dürüst hareket eder.

Olasılıkla kilo fazlanız için vücudunuzda su tutulmasını ve dolayısıyla da bunun için tuzlu fazlasını suçluyorsunuz. Fakat vücudunuz susuz kaldığından dolayı asitleri sulandırmak için su tutar. Vücudunuzun su tutması, cisim içinde sodyumun pH dengesini sağlamak için potasyuma dönüştürüldüğünün işare­tidir ve bu durumda daha çok suya ve deniz suyu gibi alkalik tuza (mesela Keltik Tuzu ya da Büyük Tuz Gölü ’nden elde edi­len Gerçek Tuz gibi) ihtiyacınız vardır. Sorun, yiyeceklerde yanlış çeşit tuzun çok artı kullanılmasındadır. Neredeyse pi­şirdiğimiz her şeye tuz atıyoruz ve daha da eklemek için masa­ya bir tuzluk koyuyoruz. Hazır ve bitmiş yiyeceklerin hemencecik hepsi son derece tuz. Sofra tuzu ve tamamlanmış tüm yi­yeceklere eklenen tuzlu aşırı derecede bitmiş tuzdur ve elektrik potansiyelleri hasar görmüştür. Elektron enerjisi yoktur. Bu ne­denle yemeklerinize eklediğiniz bilinen tuzları kesmeniz gere­leke; onun yerine elektron zengini alkalik kristalli tuz kullanın. Günde 3-4 gram kullanmanızı öneriyorum.

Pamela
Adeta hayatım baştan başa aşırı kiloluydum. Düzine­lerce perhiz denedim, kilo verdim fakat verdiğim kiloları her yerde aldım. Ve son yıllarda ne yaparsam yapayım yeniden kilo ve­remedim. 153 kiloydum, eklem ağrılarım vardı ve sürekli yorgundum. Elli yedi yaşındaydım, fiilen büyük dahası­ğişikliğin olmasının lahza meselesi olduğunu biliyordum. Bü­yüdüklerini bakmak istediğim üç tane hoş torunum var.

bu nedenle kilo tahsis etmek için alkalik olmak gerektiğini duyduğumda bir denemeye karar verdim. Yediklerimin %80′ini ham sebzelerden seçerek, ilk sekiz günde 4.5 kilo verdim, işte o noktada fiilen yaşam tarzımı değiştirme kararını aldım. pH dengeli yeşillik içeceklerimi bir ay içtik­cilt sonradan daha da rahatladım ve eklem ağrılarım azaldı, enerji seviyem de son derece arttı. On iki haftanın sonun­da 25 kilo vermiştim. Acilen ise, 22 ayın sonunda verdiğim kilo toplamı 69! Bu programın diğer faydalarını da yaşa­dım: Örneğin, saç rengim koyulaştı ve kendiliğinden dalga­lanmaya başladı. Bundan Böyle kilomu saklamaya ihtiyacım olma­dığından yeni kıyafetler aldım ve şu anda 42 gövde kıyafetler giyebiliyorum, XXL ’dan L ’a düştüm.

Shelley Young ’un tariflerini kullanarak, insanlara çiğ yi­yecek yemenin ne değin iyi olduğunu gösteren “yemek pi­şirmeme” kursları veriyorum. Dokuz yaşındaki torunum bana yediklerinin sağlıklı olup olmadığını soruyor. Yemek seçimlerinde onu yönlendirmeye çalışıyorum. Ve biliyo­rum ama, o büyürken bunun sonuçlarını görebilecek değin yakınında olacağım!

Asidik yiyecekler
İdeal kilonuza varmak ve onu korumak istiyorsanız, kendi­lerinden asidik olan veya sindirildiklerinde vücutta asidik tesir yapan yiyeceklerden uzaktan dursanız iyi olur. Aşağıdaki asidik yi­yecekler konusunda tedbirli olun.

Hayvansal protein
Et ve süt ürünleri de dahil, hayvansal gıda tüketimi kalp hastalıkları (ve kalp hastalığına alt ölüm) ve kanser ile bağ­lantılıdır. (Sebze temelli beslenmede böyle risk artışları görül­mez).

Hem: Et yemek ensülin salgısını tetikler -makarna veya patlamış mısırdan daha da büyük oranda- ve böylece sade­ce karbonhidrattan sakınarak kan şekerindeki dalgalanmaları önleyemezsiniz, insan vücudu, eti bütün olarak sindiremez ve kısmen sindirilmiş olarak sistemlerinizde dolaşırken inceba-ğırsaktaki tüylere hasar verir, cılız kan üretimine niçin olur ve daha sonra kuvvetsiz hücre üretimi gerçekleşir.

Hayvansal gıdalardan kaçınmamız için, ölümün dışında, öyle fazla niçin vardır. Anatomik ve psikolojik olarak, insan eto­bur veya ayrıca etçil keza de otobur değildir; karmakarışık ve sabit bitkisel yiyeceklerin yavaş emilimi için tasarlandık.böylece, et yiyicilerin minimum sürede geçiş sağlaması için tasarlanmış kısa ve basit bağırsakların yerine bu dek uzun ve karmakarışık sin­dirim yollarımız var. Reel etoburlardan ayrı olarak, inceba-ğırsak floramız var. Eti parçalamaya yerinde çene kemiğimiz ve dişlerimiz de değil.

Etin olgunlaşmasına, istenilen tada ve dokuya ulaşmasına niçin olan şey mayadır. İnsan tüketimi için “uygun” bir şekil­de olgunlaştırman tüm etler kısmen mayalandırılır, asitler ve asit üreten mikro-formlar etlerin içine işler. Özellikle ABD ’de, hayvanlar hormonlarla son derece semirtiliyor ve böyle bir işlemden kalan artıklar ve asitler, yağda birikiyor. Kırmızı et tü­ketimi kalınbağırsak kanseri riski artışıyla, hayvansal yağ tüke­timi ise prostat, göğüs ve öteki kanser çeşitleriyle ilgilidir.

Domuz eti asit doludur ve domuzların bu asitleri dışarı ata­cak bir lenf sistemi yoktur; bu nedenle metabolik asitler doku­larında, yediğiniz ette depolanır.

Yetiştirilen tüm etler gibi, domuz etinde de bakteri, maya, mantar nedeniyle oluşan ve bundan böyle madde ve asitlerle ilgili önem­sek seviyede bir kirlilik vardır. Bu hayvanların beslendiği yem­ler, depolarda uzun süreler için bekletilir ve böylece man­tarlar göre kirletilir. Kesimevi şartları da, daha fazla leke­lenmeyi engelleyecek değin sağlık koşullarına uygun değildir. Çalışmalar, etteki mikotoksinin büyük bir çoğunluğunun ısıya dayanıklı olduğunu, böylece eti pişirmenin sizi korumaya­cağını göstermiştir.

Artık söylemeye gerek değil; sucuk, sosis, konserve sığır eti, etli yiyecekler, jambon, domuz ve sığır pastırması, salamura dil ve paça gibi tüm tamamlanmış, salamuraya konmuş, tütsülenmiş yiyeceklerden uzakta durmak zorundasınız.

Tavuk, Tüketici Birliği ’nin raporuna göre, campylobacter jejuni tarafından %42 oranında, Salmnella bakterileri tarafın­dan ise %12 oranında kirlenmeye maruz kalmaktadır; bu ra­kamlar ABD Tarım Bakanlığı tarafından da onaylanmıştır. Çok artı miktarlarda tavuk ve hindi yememek için, kendi asidik id­rarlarını kendi et dokularıyla emdiklerinden idrar yollarını kul­lanmadıklarını düşünmekten daha pozitif nedene ihtiyacınız ol­duğunu düşünmüyorum. Kümes hayvanlarının fazla tüketimi yüksek kalınbağırsak kanseri riskini doğurmaktadır.

Bir yumurtada 37.500.000′den fazla patolojik mikroform bulunur. Yumurtanın etkisini (artmış bakteri ve maya), yedik­deri on beş dakika daha sonra kanınızda görebilirsiniz ve beyaz kan hücrelerinin bu karışıklığı temizlemesi takriben yetmiş iki saat sürer. Yemle beslenen tavuklardan elde edilen yumurtanın asit içerdiği belgelenmiştir. Günde en az bir tane yumurta yemek yüksek kalınbağırsak kanseri riski doğurur.

Süt ürünleri, süt, peynir, dondurma, ve yoğurt da dahil, süt şekeri denilen konsantre şeker içerir. Laktoz vücut içinde kırı­larak laktik asit şeklini alır ve bu da kaslarda, kemiklerde ve ilave­lemlerde tahriş ve iltihaplanmaya niçin olur. Özellikle peynir ve süt almak üzere, süt ürünlerinin bol miktarda tüketilmesi de yüksek kalınbağırsak kanseri riski yaratır.

çokça protein olmadan kaslarımı nasıl geliştirebilirim?
Böylece çoğunuzun “Peki böyle beslenerek proteinleri nere­den alacağım?” sorusunu düşündüğünüzü biliyorum. Ger­çek endişeniz, fazla artı protein harcamak olmalıdır. Orta­lama bir Amerikalı erkek, önerilen günlük limitten %175 daha fazla, bir Amerikan kadını ise % 144 daha pozitif prote­in tüketmektedir. Bu oran Genel Cerrahi Raponı ’nun 1988 yılında meydana çıkan Besin ve Sağlık Durumu Raporu ’ndan alınmıştır ve yüksek protein diyeti çılgınlığından önce bile zaten aşırı miktarda protein aldığımızı gösterir. Tam protein üretmek için zorunlu aminoların hepsi nebati kaynaklardan da alı­nabilir.

Hem, adale geliştirmek için proteine ihtiyacınız yoktur. Kas için dinç kana ihtiyacınız vardır. Ve sağ­lıklı kanı da elektron zengini yeşil besinlerden ve iyi yağlar­dan elde edersiniz, proteinden yok. Dünyadaki en kuvvetli hayvanlar -atlar, goriller, filler- bitki yer. Ve şüphesiz ’ bif­tek veya kahvaltı için protein karışımları tüketmezler!

Eğer süt ürünlerini tüketmezsem kemiklerime ne olur?
Sanırım bu soruyla her gün karşılaşıyorum. Reel şu ki ABD, ingiltere ve isveç osteoporoz* oranı en yüksek ülke­lerdir ama bununla birlikte bu ülkelerde süt tüketimi en evre­la seviyededir. Amerikalı kadınlar, tüm yaşamları baştan başa günde ortalama bir litre süt içmektedir (peynir, dondurma, yoğurt yapımında kullanılan süt de dahil) fakat hâlâ otuz milyon kadında osteoporoz var. Süt içmek kemik erimesini engellemez. Kemik erimesi fazla pozitif protein tüketimi ile il­gilidir. 1986 yılında, Science dergisi, protein diyetlerinin os-teoporozun en önemli nedeni olduğunu duyurmuştur. Jo­urnal ofClinical Nutrition 1995 yılında “protein diyetleri­nin kandaki asit miktarını artırdığını ve bu asitleri nötrleye-çakmak için vücudun iskeletten kalsiyum çektiğini” açıkla­mıştır. Journal of Nutrition ’da 1981 yılında yapılan bir ça­lışma protein alımının ikiye katlanmasının kalsiyum kaybı­nın da ikiye katlanması çağırmak olduğunu ortaya çıkarmış­tır. American Journal of Clinical Nutrition ’da 1979 yılında yapılan bir egzersiz, bir kişinin günde 1400 mg kalsiyum al­ması halinde bile, yüksek proteinli bir diyetle kemik kütle­sinin her yıl %4′ünü kaybedeceğini açıklamıştır. Anahtar, kalsiyum için süt içmeye devam etmekte (bir yanlamasına da bu vakit baştan başa çok, daha çok protein almakta) değil de, ye-diklerinizdeki protein miktarını azaltarak vücudun kemik-lerdeki kalsiyumu emmesine ve onları zayıflatmasına or­bütün sağlamamaktadır.

Tatlandırıcılar
Şeker, vücuttaki asit üretiminin ve obezitenin büyük sebep­lerinden biridir. Ve Amerikalılar her hafta 23.000 ton şeker tü­ketmektedir.

Şeker yediğiniz vakit, enerji için kullanılmayan fazlalık mayalanarak asetaldahit, nöro toksin ve laktik asit gibi asitlere dönüşür ve eğer bu asitler vücutta kalırsa gözenekli olan bozulmaya yol açabilir, karaciğerde etil içki oluşabilir ve bu da yine hüc­resel bozulmaya yol açar. Keza araştırmam, şeker bakımın­dan düşük bir diyetin, vücuttaki asit oranının da düşmesiyle sonuçlandığını göstermiştir.

Bildiğimiz beyaz şekerden, bal, şerbet, kahverengi şeker, pekmez ve dekstroz gibi öteki şeker biçimlerinden de kaçınmalı­sınız. Tüm basit karbonhidratlar, şekerde olduğu gibi vücutta tutulur bu nedenle beyaz un, beyaz pirinç, makarna ve bunun gibi yiyeceklerden de uzak durmalısınız. Bunların tümü, tıpatıp şeker gibi, kan şekerinde çok pozitif yükselmeye niçin olabilir. Etiketlerdeki şeker miktarını her zaman denetim edin; paketlen­miş yiyeceklerdeki şeker oranı yüksektir, hatta hiç şüphelen­meyecekleriniz bile. Yediklerinizi kendiniz yapmanız için baş­ka bir geçerli neden!

Yapay tatlandırıcılar, mesela aspartam (NutraSvveet), sa­karin (Svveet ’N Low) ve sucralose (Splenda) vücutta potansiyel olarak ölümcül asitlere dönüşür. Mesela aspartam kullandığı­nızda, içindeki maddelerden biri, metil içki, formaldehite dö­nüşür, formaldehit bir nöro toksindir ve kanserojen olarak bili­nir! Ama bu tümü yok. sonradan, formik aside dönüşür. Ve bu yapay tatlandırıcılarda bulunan maddelerden yalnızca biridir.

Aspartam, obeziteye neden olduğu için özellikle fena olarak bilinir. Tatlandırıcının asit bileşeni, monosodyum glutamatta (MSG) bulunan ve kilo nedenli ağrılara niçin olabilecek, glu-tamik asitten adını almıştır.

Eğer tatlandırıcı kullanmanız zorunluysa, daha güvenli olan stevia bitkisi ya da hindiba gibi seçenekleri dinç ürünler sa­tan dükkânlarında bulabilirsiniz.

Fıstık
Fıstık son derce asidiktir ve yirmi yedinin üzerinde maya ve küf içerir. Bunu birincil yazdığımda, bunların hepsinin listesini yap­tım ve altı satır sürdü. Fıstık yemeyin! (Fıstık ezmesi de dahil.)

Darı
Mısırda yirmi beş farklı mantar bulunur ve arasında bili­nen kanserojenler de vardır.

Maya
“Besleyici” mayaların yanı sıra, hem bira ayrıca de ekmek mayasından uzaktan durmalısınız. aynı zamanda maya içeren bi­ra, şarap, ekmek ve diğer fırınlanmış yiyecekler de sizin için za­rarlı. Herhangi bir şekilde maya yemek yemek vücudunuzda mikro-formların büyümesini destekler ve onların toksik asidik artıkla­rını çoğaltır. Bütün yiyeceklerinizin, soslarınızın ve baharatla­rınızın mayasız olduğundan belirlenmiş edinmek için etiketlerini dik­katlice okuyunuz.

Mayalanmış ve maldı yiyecekler
Soya sosu, sirke, miso*, mayonez, tamari ve tempeh**, zey­tin ve turşular bu gruba girer. Keza bunlardan birini içeren soslar da, mesela hardal, ketçap, biftek sosu, hazır salata sos­ları, tatlandırıcı ve biber sosu da benzer gruptandır. Tümü asidik­tir ya da vücutta asidikleşir ve mantar göre mayalanır. Ör­neğin soya sosunun pH değeri 4.45′tir. Hem, mantar tarafın­dan mayalanmış (yüksek şeker oranına sahip) ve asidik olan bütün maltlı yiyeceklerden de uzaktan durmalısınız.

Içki
Içki mayalanmıştır ve asidiktir. Sizi şişmanlatır. “Bira gö­beğini” ve biranın (light veya düşük karbonhidratlı biranın bi­le) yaklaşık 4.5 pH değerine sahip olduğu gerçeğini bir düşü­nün. Şarap daha da kötüdür; içerdiği tüm tatlandırıcıların yanı sıra, 2.84 pH seviyesine sahiptir.

Içki, bakteri ya da mayanın atık maddesidir. Bunun da üs­tünde, karaciğer alkolü başka bir toksik atık madde olan asit asetaldehite dönüştürebilir.

Fazla alkol kullanımının verdiği hasar zaten çoktan biliniyor ama içerdiği asit, çok düşük seviyelerde bile hasar verebilir.

Kafein
Kanınıza direkt enjekte edilmiş bir miligram kafein sizi öl­dürebilir. Yani 28 gramlık sütlü çikolatada altı kişiyi, bir fincan koyu bir kahvede ise iki yüz kişiyi öldürmeye yetecek kadar ka­fein vardır. Bu bağımlılık yapan zehirden kaçınma konu­sunda bir kere daha düşünmeniz için tatmin edici nedeniniz var. Ay­rıca da maddeler halinde sıralamak istiyorum fakat kafein vücudu susamış bırakır. İde­al kilonuza gelmek ve onu gözetmek için bütün olarak suya doymuş olmanız gerekir ve kafein kullanmaya devam ederseniz asla yeterince sulu olamazsınız.

kafein içeriği

Kahve
Kafeini hesaba katmasanız bile, kahve sizin için dinç de­ğildir. Kremalı ve şekerli kahvenin pH ’ı 4.0′dır ve damıtılmış sudan 1000 kat asidiktir. Sade kahve 5.09 ile daha iyidir ve ka-feinsiz kahve 5.22 ile daha da iyidir. Ama asit asittir ve bu değerlerin hiçbirisi dinç bir vücuda ait değildir. Eğer hâlâ ikna olmadıysanız şunu bir düşünün: Incelemeler, kanser hücrelerinin kahvenin içinde yaşayabileceğini göstermiştir!

Dere
Bir Kere daha söylüyorum, “kafeinsiz” türden içseniz bile (örneğin azıcık da olsa kafein taşıyan kafeinsiz kahve gibi), içeceğinizin asitliği mönünüze uygun olmalıdır: alışılagelmiş siyah akarsu 2.79 ve yeşil dere 4.6 seviyesindedir.

Içecek
Ilk Kez, o kadar fazla meşrubat, şeker ya da diğer tatlandırıcı­larla doludur ve bu bile meşrubat içmeye bir son vermeniz için yeterlidir. Şeker veya üzüm şekeri dolu olmasalar bile, suni tatlandı­rıcı oranı çok yüksektir ve bundan da kaçınmalısınız, ikinci olarak, o kadar çok meşrubatta kafein bulunur, vazgeçmeniz için diğer bir niçin. Kafein, kötü olmanın yanı sıra, asidiktir de. Soda protein doygunu bir içecektir ve pH seviyesi 3.0′dır ve damı­tılmış sudan 10.000 kat daha asitlidir. Spor içecekleri en kötü seçimler arasındadır – biradan bile daha asitlidir oysa, böylece fazla so­da da öyledir. Hatta şeker, suni tatlandırıcı ya da kafein içer­meyen soda ya da maden suyu bile karbonik asit içerir ve 2.5 oranında pH seviyesi vardır – damıtılmış sudan 50.000 kat daha asitlidir.

Kolanın anahtar bileşenlerinden biri fosforik asittir ve 2.5

pH değeri vardır. Tırnağı takriben dört gün içerisinde eritecek kadar güçlüdür. Konsantre kola şerbetini taşımak için kam­yoncular, Tehlikeli Madde logolu, son derece yıpratıcı mater­yal taşımak için tasarlanmış kamyon kullanmak zorundadır. Fosforik asit kemiklerinizdeki kalsiyumu emer ve osteoporoz riskinin artmasının en büyük nedenlerinden biridir.
Amerikalılar her yıl 167 litre içecek içiyor – bu oranda, 1970′lerden beri %131′lik bir çoğaltma vardır. Yaşları altı ile on bir aralarında değişen çocukların %46′sı her gün soda içiyor. Bu ka­gizli kilolu olmamıza şaşırmamak gerekli! Bir çırpıda boğazı­mızdan aşağıya asit döküyoruz.

Koşul yeterince kötü, fakat unutmayın fakat ne değin fazla so­da içersek, bizim için yardımcı olan içeceklerden böylece eksik içe­riz. Ulusal Meşrubat Birliği, Amerikalıların sudan dört kat fazla soda alıp içtiğini açıklamıştır.

Bu oran azalsa bile başımız hâlâ dertte. 1 bölüm karbonik asi­di (sodadaki gibi) nötrlemek için 20 bölüm bikarbonat gerekir, 1 kadeh sodayı (perhiz veya kafeinli olması fark etmez) karşıla­mak için 20 kadeh alkalik su içmeniz gerekir. Ve bu suyun üze­rine diğer kaynaklardan gelen asitler için de su içmeniz gerekir!

ph

Yalnızca bazik su için
Vücudunuzu sadece alkalik su ihtiyacına uygun bir şe­kilde sulamaksınız. Tümü asidik olan ve vücudunuzda da­ha artı su ihtiyacına yol açacak spor içecekleri önerilerine kulak asmayın. Fazla kilolu elde etmek, susuzluğun ya da susamış­luğun asidik sıvılarla giderilmeye çalışıldığının bir işareti­dir. Öteki yandan, kaliteli alkalik su içmek ideal kilonuza ulaşmak için ilk ve en manâlı adımdır.

Çikolata
Şeker içerir. Kafein içerir. Son derece toksik olan theobro-mine ve metil bromin asitlerini içerir. Sizi şişmanlatır. Buna ih­tiyacınız yok.

Meyve
Hemencecik bütün meyvelerin şeker oranı çok yüksektir ve bu nedenle, içerdikleri besinlere rağmen kaçınsanız iyi olur. Bir­kaç misal devretmek icabında ananasın %28′i, muzun %25′i, tatlı kavunun %21′i, elmanın % portakalın %12′si, çileğin %11′i, karpuzun %9′u şekerdir. Bu miktardaki şeker vücudunuzu asit­li tutacaktır. Yüksek şeker oranlı meyveler yerseniz, kilo vere­mezsiniz ya da ivedi veremezsiniz, verdiğiniz kiloyu koruya­mazsınız. (Sıradaki gıda listesinde göreceğiniz gibi, bazı meyveler diğerlerinden daha iyidir ve önerdiğim birkaçını bu listede ve bir sonraki bölümde bulunan bazik yiyecekler bölü­münde bulabilirsiniz.)

Yaptığım bir araştırmaya göre, 4 bardak taze portakal suyu vü­cutta asitli bir ortam yaratmaya yetecek değin şeker içerir ve üç ila beş saat için beyaz kan hücre aktivitesini yarıya indirir, bağı­zariflik sistemim düşürür. Elma suyu bile, yüksek şeker içeriği ne­deniyle kan hücreleri için asidik ve toksiktir. Hastalarım yüksek şekerli meyveler yemediği zaman kırmızı kan hücrelerinin birbi­rine yapışmadığını, dolaşım problemi yaşamadığını ve beyaz kan hücrelerinin daha aktif ve daha dinç olduğunu gördüm. Kan­larındaki asit seviyesi düştüğü için kilo vermeye başladılar.

Mantar
Her türlü mantardan -beyaz, yaban mantarı ve diğerleri- kaçınılmalıdır. Her şeyden önce mantar oldukları için. Ayıca, sindirildikleri süre asitleşirler.

Yiyeceklerinizi seçin
Sıradaki çizelge, çoğunlukla yenilen yiyecekleri, yüksek al­kalik ve yüksek asidik arasında altı kategoriye ayırıyor. Dinç kilo belirlemek için yiyeceklerinizi genellikle hafif bazik ve yüksek bazik yiyecekler arasından seçin; bunu yaparsanız fakat­lo vermeye başlayacaksınız ve asit fazlasına alt diğer belirti­ler anında değil olacak. Asidik yiyeceklerden uzaktan durun. Yedik­leriniz arasındaki yüksek asitli yiyecekleri tamamıyla kesin; ha­fif ile kısmen asidik yiyecekler, yediklerinizin %20′sini oluştur­sun. Kilo vermek, bir yandan da sağlıklı kalmak istiyorsanız, asidik yiyecekler sınırını geçmeyin.

Bir araya getirmek
Tüm bunlar aklınızdayken, tabağınızı nasıl dolduracaksı­nız? Anahtar, her öğünü elektron zengini yeşil yiyeceklerden ve çoklu doymamış yağlardan meydana getirmek. Sağlıklı kanı oluştura­cak ve vücudunuzdaki alkalikliği koruyacak yiyecekler bunlar­dır.

Tabağınızın %60-80′i bunlardan, ufak miktarlarda da hu­bubat, fasulye, soya, balık ve pişmiş sebzeden oluşsun. Vücudumuz, %80′i bazik olan bu oran üzerinde çalışmaya yerinde tasarlanmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git